Yaş itibariyle izleyebilmem gayet tabii mümkün değildi... ancak hep sağdan soldan, babadan, abilerden elbette ki duyardım eski ekol futbolcuları... Cruyff gibi Maradona gibi... işte ne bileyim George Best mesela... yada Cantona gibi... herkes anlatır işte şöyleydiler böyleydiler diye... işte o bunu getirdi futbola, bu şunu kattı futbola diye konuşulur hep bu tip futbolcuların ardından... İzleyememiş, o zamanlara tanıklık edememiş olsam da içimdeki futbol sevgisi -lanet olsun içimdeki futbol sevgisine=)- beni küçük yaşlardan beri hep ekol futbolcuları araştırma eğilimine itti... İlk aşkım Roberto Baggio'ydu mesela 5-6 yaşlarındaydım hatırlıyorum, saçları çok hoşuma giderdi yada bi Fabrizio Ravanelli vardı mesela uff ne severdim onun ismini... Ravvvvanelllliiiii!!!!...
İş başı yaptığında önce John Mikel Obi'yi getirdi Londra'ya. Ardından 2006 Dünya Kupası'nın genç yıldızı ve "Johan Cruyff, Yılın Genç Oyuncusu Ödülü" sahibi Feyenoord'tan Salomon Kalou'yu kazandırmıştı takıma. Başlangıç için hiçte fena değildi... Sonrasında da Malouda transferi... Peki Chelsea'nin istediği tam olarak bu muydu? Bu tarz mı yoksa daha piyasası olmayan ama daha yetenekli 5-6 sene vaadede dünya çapında olabilecek gençlermiydi?... Mourinho'nun açıklaması vardı, bal gibi söyleyivermişti, "kulüpteki gelecek vaad etmeyen oyuncuların tek sebebi Arnesen" diye... hani neredeydi yeni Ronaldolar, Stamlar, Robbenler diyordu... Evet alt yapıda (U-18) bir çok olumlu işlere imza attı, bölgesel liglerden çıkartıp gençleri getirdi Londra'ya, ama bakıyorum da bugün hala tek 1 tanesini bile göremiyorum as takımda oynarken... işte Mourinho'nun kastettiği tam da buydu... arada bir böyle formalite maçlarında falan tek tük denk geliyor bir kaç tanesi ama onlarında kapasitesi belli yani göz var nizam var... Aslında Chelsea'nin mantalitesine ters zaten alt yapı olayı. Abramovich zaten para harcamayı, gösteriş yapmayı seviyor. Her sene çatır çatır bastırıp alıyor nereye adam lazımsa, kim sabredecek alt yapıya!... Bir süre sonra zaten Arnesen'e olan güven de azalmıştı Abramovich ve kurmaylarında... üstelik Gael Kakuta transferinde yaşanan skandaldan sorumlu da o tutuluyor... herneyse ertesi sezon önce Mourinho bıktı, bıraktı gitti zaten, sonrasında da açıklama gelmişti Arnesen'le kontrat yenilenmeyeceği şeklinde.
Arnesen, bu sefer Hamburg'ta bence PSV'de ki günlerine geri dönecek gibi duruyor. En azından ilk yaptığı transferler onu işaret ediyor. Potansiyeli çok yüksek ama piyasası düşük gençler bunlar uzun vaadede iş yaparlar hepsi yani öyle Kalou gibi birden önce şişirilip süperstar sınıfına sokulup ardından sen gelecek vaadedensin kulübede bekleyeceksin cinsinden değiller... Hem Frank hem sistemi hem transferleri hem "devrimi"... bence hepsi tutar Almanya'da!
Konuya dönecek olursak, doğal olarak öncesinde de duymuş, bilmiş olsam da aslında ilk Chelsea'ye geldiği Mourinho'nun 2. senesinde dikkatimi çekmişti Frank Arnesen ismi. O dönem Abramovich'in kanatları altında şimdilerde Galatasaray'da "profesyonellikleri" sorgulanan Esteve Calzada ve Thomas Kurth ile CEO olarak Peter Kenyon da bulunuyordu. GOAL dergisini çok okurdum o zamanlar, Chelsea'ye özel bir ilgileri vardı o dönem ve hep "kurumsal Chelsea"den bahsediliyordu... Özetle olay şuydu aslında; Abramovich para basacaktı, Kenyon parayla oynayacaktı, Kurth ve Calzada bir kaç tablo çizecekti excelde, Arnesen'de çim üzerinde Mourinho'ya arkadaşlık edip daha önce PSV'de de yaptığı gibi (Stam, Ronaldo, Robben, Nistelrooy...vs.) "wonderkid"leri bulup kulübe kazandıracak, alt yapıdan sorumlu olacaktı... Az buz değil tam 10 milyon avro ödemişti Tottenham'a Arnesen'in "bonservisi" için Rus milyarder...
Ve geçen aydı sanırım, yine GOAL'de ama internet sitesinde okumuştum bu sefer, "Arnesen Hamburg'la anlaştı" şeklinde bir haberdi, hemen daldım inceledim. Evet sportif direktör oldu Batı Almanlara... hatta altyapıdan üstyapıya kadar her alanda tam yetki verildi... İlk icraatı kendi evladı "van Nistelrooy"un Malaga'ya satışı oldu, sonra yine PSV'den öğrencisi Mathijsen'i aynı adrese postaladı... Aradan bir kaç gün geçti üst üste Hamburg'tan transfer haberlerini görür oldum. Önce Jeffrey Bruma ardından Michael Mancienne'yi sonra da Gökhan Töre'yi kendi getirdiği Chelsea alt yapısından yanına almıştı. Gökhan için özellikle çok sevinmiştim, yeteneğine kesinlikle sözüm yok ve çok heyecanlıyım onun için ama Chelsea'de öyle bir kadronun içinde yer bulabilmesine imkan vermiyordum, Almanya'da ise banko olacağına bahse girerim... Mancienne'de fiziği yerinde, kumaşı sağlam gençlerdendi, bir kaç defa sağa sola kiralandı ama o da aynı sebepten as takım oyuncusu olamazdı Chelsea'de... Bruma için pek bi fikrim yok ancak bir kez geçen sezon içerde oynanan yanılmıyorsam Zilina maçıydı, orada izlemiştim, pek bi fikrim yok hakkında... Arnesen'in bugün gördüğüm son transferi ise yine Chelsea alt yapısından bir isim, Jacopo Sala. İngiliz basınında geleceğin Lampard'ı olarak gösteriliyordu, İtalyanlar da yeni Pirlo'muz diyorlar, onun idolü ise Roma'nın kaptanı Totti!....
Arnesen, bu sefer Hamburg'ta bence PSV'de ki günlerine geri dönecek gibi duruyor. En azından ilk yaptığı transferler onu işaret ediyor. Potansiyeli çok yüksek ama piyasası düşük gençler bunlar uzun vaadede iş yaparlar hepsi yani öyle Kalou gibi birden önce şişirilip süperstar sınıfına sokulup ardından sen gelecek vaadedensin kulübede bekleyeceksin cinsinden değiller... Hem Frank hem sistemi hem transferleri hem "devrimi"... bence hepsi tutar Almanya'da!

































